Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
certifying notary
Planning boards
tool management
inferior conjunction
Chorbücher
folded arm
tumor medular
Chromoplast
Shaker trance
see something
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"see something"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
see something out
f.
bir işi bitirmek
2
Genel
see something out
f.
bir işin sonunu getirmek
3
Genel
see something before one dies
f.
dünya gözüyle görmek
4
Genel
see something through
f.
bir işin sonunu getirmek
5
Genel
see to something
f.
bakmak
6
Genel
see something from a different perspective
f.
farklı gözle görmek
7
Genel
see something through
f.
bir işi bitirmek
8
Genel
see something through
f.
bir şeyin sonunu getirmek
9
Genel
see something from a different perspective
f.
farklı gözle bakmak
10
Genel
see something up close
f.
yakından görmek
11
Genel
see something as unnecessary
f.
lüzumsuz görmek
12
Genel
see something as necessary
f.
lüzumlu görmek
13
Genel
see something as unnecessary
f.
gereksiz görmek
14
Genel
see something as necessary
f.
gerekli görmek
15
Genel
see something as necessary
f.
gerek duymak
16
Genel
see something as necessary
f.
gerek görmek
17
Genel
see something as impossible
f.
imkansız gözüyle bakmak
18
Genel
see something as necessary
f.
zorunlu görmek
19
Genel
see something as a threat
f.
tehdit olarak görmek
20
Genel
see the benefit (of something)
f.
yararını görmek
21
Genel
can't see ahead of something
f.
bir şeyin önünü görememek
22
Genel
see something as irritating
f.
bir şeyi rahatsız edici bulmak
23
Genel
see something irritating
f.
rahatsız edici bir şey görmek
Öbek Fiiller
24
Öbek Fiiller
see someone back (to something)
f.
birine (bir yere dönüşünde) refakat etmek
25
Öbek Fiiller
see someone as something
f.
birini bir şey olarak görmek/düşünmek/kabul etmek
26
Öbek Fiiller
see someone down to something
f.
birine aşağıya kadar eşlik etmek
27
Öbek Fiiller
see someone into something
f.
birine bir yere kadar eşlik etmek
28
Öbek Fiiller
see someone up to something
f.
birini yukarıya kadar geçirmek
29
Öbek Fiiller
see someone up to something
f.
birine yukarıya kadar eşilik etmek
30
Öbek Fiiller
see someone across something
f.
öte tarafa/karşıya geçirmek
31
Öbek Fiiller
see someone across something
f.
karşısına kadar refakat etmek
32
Öbek Fiiller
see someone about someone or something
f.
(birine bir konu hakkında) danışmak/akıl sormak
33
Öbek Fiiller
see about someone or something
f.
gözden geçirmek
34
Öbek Fiiller
see (one) about (something)
f.
(biriyle bir konu hakkında) görüşmek/müzakere etmek
35
Öbek Fiiller
see (one) about (something)
f.
(birine bir konu hakkında) danışmak/akıl sormak
36
Öbek Fiiller
see about someone or something
f.
(birini veya bir şeyi) incelemek/kontrol etmek/araştırmak
37
Öbek Fiiller
see someone about someone or something
f.
(biriyle bir konu hakkında) görüşmek/müzakere etmek
38
Öbek Fiiller
see (one) down (to something or some place)
f.
aşağıya kadar eşlik etmek
39
Öbek Fiiller
see (one) down (to something or some place)
f.
-e kadar geçirmek
40
Öbek Fiiller
see (one) down (to something or some place)
f.
yolcu etmek
41
Öbek Fiiller
see (one) down (to something or some place)
f.
uğurlamak
42
Öbek Fiiller
see something in someone or something
f.
birindeki/bir şeydeki bir şeyi görmek/takdir etmek
43
Öbek Fiiller
see something in someone or something
f.
birinin/bir şeyin belirli bir özelliğini takdir etmek/görmek
44
Öbek Fiiller
see something in someone or something
f.
birinin/bir şeyin belirli bir kişisel yönünü görmek/takdir etmek
45
Öbek Fiiller
see (one) across (something or some place)
f.
(birine bir yerden bir yere) geçerken eşlik etmek
46
Öbek Fiiller
see (something) against (something else)
f.
(bir şeyi başka bir şey) üzerinden değerlendirmek
47
Öbek Fiiller
see someone across something
f.
birine tehlikeli bir yerden geçerken eşlik etmek
48
Öbek Fiiller
see (something) against (something else)
f.
(bir şeyi başka bir şeyin) önünde görmek
49
Öbek Fiiller
see something against something
f.
(bir şeyi başka bir şeyin) önünde görmek
50
Öbek Fiiller
see something against something
f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak anlamak
51
Öbek Fiiller
see (something) against (something else)
f.
(bir şeyi başka bir şeyi) arkasına almış biçimde görmek
52
Öbek Fiiller
see something against something
f.
(bir şeyi başka bir şey) üzerinden değerlendirmek
53
Öbek Fiiller
see something against something
f.
(bir şeyi başka bir şeyi) arkasına almış biçimde görmek
54
Öbek Fiiller
see (something) against (something else)
f.
(bir şeyi başka bir şeyi) temel alarak anlamak
55
Öbek Fiiller
see over (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) yukarısından bakmak
56
Öbek Fiiller
see over (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) üstünden bakmak
57
Öbek Fiiller
see something of someone or something
f.
biriyle/bir şeyle belli bir süre vakit geçirmek
58
Öbek Fiiller
see (some amount) of (something)
f.
(bir şeyi belli bir süre/düzeyde) görmek
59
Öbek Fiiller
see (some amount) of (something)
f.
(bir şeyi belli bir süreliğine/düzeyde) incelemek
60
Öbek Fiiller
see (some amount) of (something)
f.
(bir şeyi belli bir süreliğine/düzeyde) deneyimlemek
61
Öbek Fiiller
see something of someone or something
f.
birini/bir şeyi belli bir süre görmek
62
Öbek Fiiller
see something of someone or something
f.
birini/bir şeyi belli bir süreliğine/düzeyde incelemek
63
Öbek Fiiller
see beyond (something)
f.
(bir şeyin) dışında/kapsamının ötesinde olanları görmek/algılamak
64
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyi) halletmek
65
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyi) araştırmak
66
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyin) gereğini yapmak
67
Öbek Fiiller
see (one) back (to something or some place)
f.
(birine bir şeye/bir yere) dönerken eşlik etmek
68
Öbek Fiiller
see to (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) çaresine bakmak
69
Öbek Fiiller
see (one) back (to something or some place)
f.
(birini bir şeye/bir yere) geri bırakmak
70
Öbek Fiiller
see (one) to (something)
f.
(birine bir şeye) kadar eşlik/refakat etmek
71
Öbek Fiiller
see to (someone or something)
f.
(biriyle/bir şeyle) ilgilenmek
72
Öbek Fiiller
see to (someone or something)
f.
(biriyle/bir şeyle) alakadar olmak
73
Öbek Fiiller
see to (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) halletmek
74
Öbek Fiiller
see (one) to (something)
f.
(birini) bir şeye kadar geçirmek
75
Öbek Fiiller
see as (something)
f.
(bir şey) gözüyle bakmak
76
Öbek Fiiller
see through (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) iç yüzünü anlamak
77
Öbek Fiiller
see as (something)
f.
(bir şey) olarak görmek/düşünmek
78
Öbek Fiiller
see beyond (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) ilerisini/ötesini görmek
79
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyi) soruşturmak
80
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyle) ilgilenmek
81
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyi) kontrol etmek
82
Öbek Fiiller
see beyond (something)
f.
(bir şeyin) ötesini/ilerisini tahmin etmek/hayal etmek
83
Öbek Fiiller
see the back of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) kurtulmak
84
Öbek Fiiller
see as (something)
f.
(bir şey) olarak hayal etmek
85
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyin) icabına bakmak
86
Öbek Fiiller
see after (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bakmak
87
Öbek Fiiller
see as (something)
f.
(bir şey) halinde görmek
88
Öbek Fiiller
see through (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) ciğerini okumak
89
Öbek Fiiller
see after (someone or something)
f.
(biriyle/bir şeyle) ilgilenmek
90
Öbek Fiiller
see as (something)
f.
gözünde (bir şey) olarak canlandırmak
91
Öbek Fiiller
see after (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) göz kulak olmak
92
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeye) bakmak
93
Öbek Fiiller
see the back of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) yırtmak
94
Öbek Fiiller
see (one) to (something)
f.
(birini bir şeye) bırakmak
95
Öbek Fiiller
see about (something)
f.
(bir şeyin) bir yolunu bulmak
96
Öbek Fiiller
see (one) back (to something or some place)
f.
(birine bir şeye/bir yere) dönerken refakat etmek
97
Öbek Fiiller
see the back of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) sıyrılmak
98
Öbek Fiiller
see to (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bakmak
99
Öbek Fiiller
see the back of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) paçayı kurtarmak
100
Öbek Fiiller
see beyond (something)
f.
(bir şeyden) sonra ne olacağını görmek/tahmin etmek/hayal etmek
İfadeler
101
İfadeler
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma cehenneme giderim daha iyi
102
İfadeler
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
(bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma ölürüm daha iyi
103
İfadeler
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
ölürüm de (bir şeyi) yapmam
104
İfadeler
would see (someone) in hell before (one) would (do something)
expr.
ölsem (bir şeyi) yapmam
Konuşma Dili
105
Konuşma Dili
see to it that something is done
f.
bir şeyin yapıldığından emin olmak
106
Konuşma Dili
see that something is done
f.
bir şeyin yapıldığından emin olmak
107
Konuşma Dili
be glad to see the back of (something)
f.
(bir şeyin) bitmesine memnun olmak
108
Konuşma Dili
be glad to see the back of (something)
f.
(bir şeyin) bitmesine sevinmek
109
Konuşma Dili
be glad to see the back of someone or something [uk]
f.
birinin/bir şeyin gitmesine memnun olmak
110
Konuşma Dili
be glad to see the back of someone or something [uk]
f.
birinden/bir şeyden kurtulduğuna sevinmek
111
Konuşma Dili
be glad to see the back of (something)
f.
(bir şeyden) kurtulduğuna sevinmek
112
Konuşma Dili
be glad to see the back of someone or something [uk]
f.
birinin/bir şeyin gitmesinden mutluluk duymak
113
Konuşma Dili
be glad to see the back of someone or something [uk]
f.
birinin/bir şeyin gitmesine sevinmek
114
Konuşma Dili
be glad to see the back of (something)
f.
(bir şeyin) bitmesinden mutluluk duymak
115
Konuşma Dili
see something for what it is
f.
bir şeyin iç yüzünü görmek
116
Konuşma Dili
see something for what it is
f.
bir şeyin gerçek yüzünü görmek
117
Konuşma Dili
see (to it) that (something happens)
f.
(bir şeyin) yapıldığından/gerçekleştiğinden emin olmak
118
Konuşma Dili
see (to it) that (something happens)
f.
(bir şeyin) olduğundan/yerine getirildiğinden emin olmak
119
Konuşma Dili
see somebody in hell before doing something
expr.
ölsem (bunu) yapmam! bunu yapacağıma ölürüm/cehenneme giderim daha iyi!
120
Konuşma Dili
is that a (something) in your pocket or are you just pleased to see me [cliché]
expr.
cebinde (bir şey) mi var yoksa beni gördüğüne mi heyecanlandın
121
Konuşma Dili
is that a (something) in your pocket or are you just pleased to see me [cliché]
expr.
cebinde (bir şey) mi var yoksa beni gördün diye ereksiyon mu oldun
122
Konuşma Dili
is that a (something) in your pocket or are you just pleased to see me [cliché]
expr.
cebinde muz, silah, salatalık mı taşıyorsun yoksa beni gördüğüne çok mu sevindin
123
Konuşma Dili
I'll see your (something) and raise you (something else)
expr.
iddianı görüyorum ve (belli bir miktara) yükseltiyorum
124
Konuşma Dili
I'll see your (something) and raise you (something else)
expr.
(bir şey) dediğin gibi olabilir ama sen bir de (bir şeyi) gör
125
Konuşma Dili
I'll see your (something) and raise you (something else)
expr.
bahsi/iddiayı kabul ediyorum ve (belli bir miktara) yükseltiyorum
126
Konuşma Dili
I'll see your (something) and raise you (something else)
expr.
senin (bir şeyinin) karşısına daha fazla (bir şeyle) çıkıyorum
127
Konuşma Dili
I'll see your (something) and raise you (something else)
expr.
sen (bir şey) yaptıysan ben daha fazla (bir şey) yaptım
Deyim
128
Deyim
see something with one's own eyes
f.
gözleriyle şahit olmak
129
Deyim
see something with one's own eyes
f.
gözleriyle görmek
130
Deyim
see something with one's own eyes
f.
doğrudan tanık olmak
131
Deyim
see through something
f.
işin iç yüzünü görmek
132
Deyim
see something in a new light
f.
başka bir gözle bakmaya/görmeye başlamak
133
Deyim
see your way clear to doing something
f.
bir şeyi yapmanın yolunu/yöntemini bilmek
134
Deyim
see your way clear to doing something
f.
bir şeyi yapabilmek için önünün açık olduğunu görmek/fark etmek
135
Deyim
see around something
f.
arkasında/öbür tarafında ne olduğunu görmek
136
Deyim
see around something
f.
(mecazi) arkasında ne olduğunu anlamak
137
Deyim
see around something
f.
ardında ne olduğunu anlamak
138
Deyim
see fit to do something
f.
bir şeyi yapmayı uygun bulmak/görmek
139
Deyim
see both sides (of something)
f.
iki açıdan da değerlendirmek
140
Deyim
see both sides (of something)
f.
madalyonun iki yüzünü de görmek
141
Deyim
see both sides (of something)
f.
her iki tarafa da kulak vermek
142
Deyim
see (one's) way (clear) to (doing something)
f.
(bir şey yapma) yolu açılmak
143
Deyim
see (one's) way (clear) to (doing something)
f.
(bir şey yapma) fırsatı doğmak
144
Deyim
see (one's) way (clear) to (doing something)
f.
... (bir şey yapma) ihtimali olmak
145
Deyim
see your way clear to do (or doing) something
f.
... (bir şey yapma) şansını yakalamak
146
Deyim
see (one's) way (clear) to (doing something)
f.
(bir şey yapma) şansı bulmak
147
Deyim
see your way clear to do (or doing) something
f.
(bir şey yapma) şansı bulmak
148
Deyim
see your way clear to do (or doing) something
f.
(bir şey yapma) fırsatı doğmak
149
Deyim
see your way clear to do (or doing) something
f.
... (bir şey yapma) ihtimali olmak
150
Deyim
see your way clear to do (or doing) something
f.
(bir şey yapma) yolu açılmak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of see something
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy